8 Ocak 2010 Cuma

El öpme adetleri...

Evlendikten sonra mağlum el öpmeye gidilir. Alper'in de benim de hiç haberimiz olmayan bir adeti arkaşlarımız söyledi . Efendim adet şöyleymiş gelinle damat erkek tarafına el öpmeye gidince erkek tarafı geline altın verirmiş . Alper bizde yok böyle bir adet dedi. Bizde de olmadığı için çok üzerinde durmadık. Geçen hafta Alper'lere oturmaya gittik ve bir baktım bana altın verdiler :) Alper'de bana "aaa bizde de varmış bu adet" dedi. Beklenmedik bir altınım oldu.

Bir adetide dün annemden öğrendim. "Ben daha kimseyi yemeğe almadım" dedim annemde "önce sizi çağırırlar" dedi. Hani bizim bildiğimiz yeni evliler insanları evine çağırır. O öyle değilmiş. Yeni evlenen çiftleri çağırırlarmış ki yeni gelin yemek yapmayı bilmiyorsa falan evde aç kalmasınlar diye hergün birine gidilirmiş. Her gidilen evden de 2-3 kap yemekle evlerine dönerlermiş. Bunun bir amacıda yeni evli çok masraf yapmıştır onların erzağından gitmesin diye yapılan bir adetmiş.

Annem bizi Adana'ya yemeğe çağırdı :) Aslında hemen çağırmak istemiş ama gelmeyiz İstanbul'dan diye teklif edememiş. Yazın nasılsa tatile gidince o zaman yemek verecekmiş. Bir vesile oldu ve şubat sonu kısmet olursa annemlere Adana'ya yemeğe gideceğiz. Baba evinde gelin olarak ilk ağırlanışımı gidip geldikten sonra yazarım.

Bazı adetlerimiz şu zamanın şartlarında çok gereksiz olduğunu düşündüğüm gibi bazılarını hala çok seviyorum.

2010 inşallah herkes için sağlıklı, bolluk ve bereket içinde geçer.

6 Ocak 2010 Çarşamba

BabyLala



Çok şeker 2 kadın nişantaşında kendileri gibi şeker bir yer açtı. Burcu Babylala'nın sahibi ama Sevil oranın herşeyi :) Uzun yıllardır birlikte çalıştıkları için ne iş yapsalar birlikte yapıyorlar. Birbirlerine olan güvenleri dayanışmaları paylaşımları beni gerçekten çok etkiliyor.

Bu zamanda iş hayatında herkes herkesin ayağını kaydırıp arkasından iş çevirmeye bu kadar hazırken onların birbirlerini koruyup kollaması takdir edilesi bir durum.




BabyLala gerçekten çok orjinal kıyafetlerin olduğu bir bebek - çocuk mağazası. Amerikan hastanesinin hemen karşı ara sokağında. Türkiyede üretilen ama ihraç edilen ürünler satılıyor. Yani hepsi yurtdışında satılan orjinallikte. Vitrinleri çok çok güzel, iç dekorasyonuda. Benim tavsiyem yolunuz buraya düşerse mutlaka uğrayın hatta bu iki sevimli kadınla tanışmak için yolunuzu buraya düşürün.

Sezai Selek Sok. No:15/C Selek Apt. Nişantaşı - İstanbul

5 Ocak 2010 Salı

Öncesini yazmak gerekir...


Evlilikten önce tüm adetler yerine getirmeye çalıştım. Önce bir kına gecesi yapıldı aile arasında. Ben tüm İstanbulu kırmızı şık bir elbise bulmak için dolandım ve bulamadım :( en son Zara imdadımıza yetişti ve şarap rengi bir elbise bulabildim.




Kına resimleri elimde malesef yok henüz toparlayamadım ama canım arkadaşlarım bana hazırladıklarıbekarlığa veda partisinin tüm ayrıntıları var:)



Kına için anlatacak çok şeyim yok aslında kına tepsininde kına geldi, kına yakmak istediler ama elimi açmadım. Adettendir kayınvalide gelinin eline altın koyar gelin elini öyle açar. Ben de öyle yaptım. Kınayı kız kardeşim yaktı ve beni ağlatmak için herşeyi yaptılar. Geleneksel eğlenceli bir geceydi.



Bekarlığa vedayı anlatmadan önce tüm emeği geçen arkadaşlarıma teşekkur ederim. İnsan o dönemde garip bir ruhhalinde oluyor sizin için birşeyyapılması çok hoşunuza gidiyor ve benim için güzel bir orginazsyon yapılmıştı. Nevcihan, Sibel ve Beste başta olmak üzere kimin emeği varsa herkesin eline sağlık.






Efendim bekarlığa vedam Arnavutköy'deki Kuzgun'da oldu. Ben davetli gibi gittim gider gitmez kızlar başıma bir duvak bacağıma bir bacak bandı geçirdiler:) Denizin soyun oyle tak ısrarlarına çok direndiğimi söylemek istiyorum. Kadın çılgın :)) Tek sorun muzikti bizi Serdar çoşturuyor gerisi hikaye diye düşündüğüm için çok istedim Serdar çalsın ama olmadı kuzgunun konseptine aykırı türkçe çalmıyorlar. Neyse onun dışında ben yinede eğlendim.Fotograflardan belli mi bilmiyorum yorgun çıkmışım galiba :( yorgundum ama çok mutluydum. İçtik, güldük, fal çektik, dans ettik, sohbet ettik, anlattık anlattık... Kızlar herşeyi düşünmüş t-shirt'ten duvağıma, bacak bandından, yiyeceklere herşey süperdi.

Resimler galiba anlatacak :)

22 Aralık 2009 Salı

Evlendim :)


Uzun zamandır yazmıyor olmanın vicdan azabını çekiyordum. Bir türlü zaman ayıramadım. Çok özlemişim blogumu. Evlenen herkes bilir bu evlilik hazırlığı denilen olay adamın dengesini fena bozar. Benim de öyle oldu ama sonunda istediğim gibi çok içime sinen bir düğünüm oldu. Düğün 5 ararlık Harbiye orduevin'deydi.
Çok yoruldum ama deydi dediğim bir düğün oldu bence. Hiç bir aksilik çıkmadan ve tüm davetlilerin ve özellikle bizim çok eğlendiğimiz bir gece olarak bitmesi bizi daha çok keyiflendirdi :) Gelenekseldir ya düğünden sonra mutlaka konuşulur o söyleydi bu böyleydi diye biz soruyoruz herkese "nasıldı düğün diye?" kimse birşey demiyor herkes çok güzeldi diyor sadece anlayacağınız dedikodu yok :))

Hiç bir aksilik olmadı dediğime bakmayın benim açımdan birgün önce taktırdığım kirpiklerim yerinde durmayıp çıkma aşamasına gelmesi tek keyfimi çakıran olayoldu ama sonra şansımdan birşey olmadı. Gerçekten gelinle damat çok oynamaz falan derler ama biz eşimle oturmadık nerdeyse. Ama haksızmıyız bu bizim en mutlu günlerimizden biri en çok biz eğlenmeliyiz dedik.
Artık kervana ben de katıldım... Herkese tavsiye edilir :))))

10 Kasım 2009 Salı

Daima İzindeyiz...

Çok sevdiğim bir tiyatrocunun oyununa gitmiştim ve oyunun sonunda,
"İnsanların sahte olup olmadıklarını ışığa tutup anlarsınız" demişti. "Eğer içinden Atatürk geçiyorsa o insan gerçektir eğer geçmiyorsa atın gitsin" demişti.
O gün bu sözü ayakta alkışlamıştım ve bu söz çok şey ifade etmişti bana. Bugün yine aynı duyguları hissediyorum. Atatürk'ü hiç anlamamış ya da anlayamamış insanlara acıyorum. Onun ışığı, ilkeleri, yaptıkları ve bize bıraktığı miras bu ülkeyi her zaman aydınlatacak.
ATAM DAİMA İZİNDEYİZ...

13 Ekim 2009 Salı

ve Defne...

Daha önce yazmıştım kardeşim bir ufaklık bekkliyordu ve sonunda kendisi bayramdan önce geldi aramıza. Teyzesi olmamdan ötesi kendisinin isim annesiyim :))

Defne hanımı görmek için atlatmadığımız badire kalmadı. Yazıyorum çünkü ileride okurlarsa onlar içinde hatıra olur. Anlatmadan önce sizi ufaklıkla tanıştırayım. ve Defne...



Cuma akşamı işten erken çıktım uçağa yetişmek için ama "eeee burası İstanbul herşey olabilir" sözünü bizzat yaşadık. 17:30'da Cihangir'den cıktık ve uçak 20:30'daydı ve biz o saate daha köprüye bile varamamıştık. 3 tane zincirleme kaza olmuş İstanbul birbirine girmiş. Sonuç uçak kaçtı ve biz eve saat 23:00 sularında vardık.

Neyse sabah 7:30'da bir uçak var ona bilet aldık ve saatlerimiz 4:30'a kurup uyuduk. Alarm çalmadı ve biz Havaşı kaçırdık taksi ile gittik ve bu uçağı yakaladık :) Sonunda Adana'ya vardık ve şu karşınızda duran dünya tatlısı mis gibi süt kokan ufaklığı kucağımıza aldık. Kardeşimle birbirimize bakıp gözlerimiz oldu. Ya inanılmaz ama bu küçük hanım onundu.
Daha sonra cumartesi ve pazar uçağa dönene kadar herşey süperdi. Defne hanım henüz
20 günlük olduğu için hiç dışarı çıkmamıştı. Teyzesi ve eniştesi gelince, Adana'lı bir aile olarak kendisini kebapçıya götürdük :)


Çok usluydu maşallah mamasını yedi ve sonra bütün yemek boyunca uyudu. Hiç sesi çıkmadı.

O akşam biz kardeşimde kaldık. Alper'le sürekli Defne'nin odasındayız uyansada sevsek biraz kucağımıza alsak falan diye fırsat kolluyoruz. Benim kucağımda çok minik gibi durmuyor ama Alper'de daha belli ne kadar ufak olduğu. Bu resimler en az 5 kilo fazla yani :)

Pazar günüde Alper'in yoğun istediği üzerine Adana'da bilen bilir çok salaş ama sahane kebap yapan bir kebapçı vardır. Adil usta. Ona gittik. Amcamlarla birlikte tekrardan yemek yedik ve daha sonra bizi alana bırakmak üzere yola cıktık. Bizim Mustafa diye bir arakadaşımız var üniversiteden çok sevriz , aileden gibidir. O da gelmişti ve biz onun arabasındaydık. Adamın bir tanesi daha yeni almış ehliyeti ve U dönüşü yapmak istedi direksiyon hakimiyetini kaybetip gelip bize vurdu. Artık bu da olunca herkes şok oldu. Allahtan cok buyuk birşey olmadı bize çarpan suçlu olduğunu hemen kabul etti ve yazık o da çok korkmuştu :( onada çok üzüldük. Anlı kanıyordu kafasını çarpmıştı. Kemersiz kullandığı için oldu. Ufacık bir vurmada bile kemer çok önemli. Ben arkda oturuyordum ve kemersizdim bunu alışkanlık haline getirmek lazım arkada da kemer takalım.
Sonuçta gidişimiz gibi dönüşümüzde olaylı oldu ama şu ufaklığı görmeye herşey değdi. Şimdiden çok özledim ya bayramda gelecekler ama daha çok var. Defne kuzusu iyiki doğdun ve aramıza hoşgeldin :)

3 Eylül 2009 Perşembe

Gelinlik adeti...

Annem böyle şeylere çok inanır. Benim de inanmadığım söylenemez aslında. Çekmişiz işte ne yapalım. Düğümüne az kaldığı için artık yavaş yavaş gelinlik provaları başlayacak.

Annem ilk gelinlik provasında benim başımdan aşağı atılmak üzere Adana'dan pirinç, şeker ve para yollamış. Gelinliğimi Nişantaşı - Osmanbey arasında Hüsniye Moda evi var oraya diktirmeye karar verdim. Annemle konuşmaya gitmiştik ve annem oradaki kızlara sıkı sıkı tembih etmişti "Bakın ben ilk provada olamayacağım aman siz atın" diye. Herkes suan elinde pirinç, şeker ve para ile bekliyor beni :)


Pirinç evin bereketi için

şeker ağız tadı için


para da zenginlik için atılıyor.


Bu tür tatlı, kimseye bir zararı olmayan adetleri seviyorum. Kına gecesi , gelin hamamı gibi şeylere bayılırım. Bizimde gelinlik giyme adetimiz böyleymiş. Yapacağım inşallah uğur getirir...

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails